| Altın Yumurtlayan Balığı Kestik |
|
Bir zamanlar mersin balığı altın yumurtlayan
tavuk gibiydi. Çünkü havyarı çok iyi para ediyordu. Ancak, bugün nesli
tükendi. Eski günleri özleyenler şimdi mersin balığını arıyor.En son
görüldüğünde 10 milyon yaşındaydı. Her sene on binlerce yavrusu
oluyordu. Karadeniz'in kara suları ile Anadolu'nun serin ırmakları
arasında gitti geldi milyonlarca yıl.
Tuzu sevmezdi, o yüzden sıcak denizlere,
Ege'ye, Akdeniz'e hiç inmedi. Hep Karadeniz'in müdavimi oldu. Kılıç
balığı burunlu ve bıyıklı olanlarına çika denirdi. İri başlı olanlarına
ise muruna. Kendi ağırlığının üçte birine yakın tohum üretip yavru
yumurtlayabilirdi. Hem o kapkara yumurtaları dünyanın en iyi havyarı
demekti. Onu otuz yıldır gören yok. Bazen kaçak avcılık yapanların
ağlarına takıldığı oluyormuş. Birkaç üniversitenin ise deneme
havuzlarında rastlamış akademisyenler. Ama son yıllarda mersin balığını
gören olmamış. Nesli tükenmiş yani.
Deniz birçok insan için hayat biçimidir. Sakarya Nehri'nin Karadeniz'e
kavuştuğu Karasu halkı için de öyledir. Yüzün üstünde balıkçı teknesi
ve taka şimdi dinleniyor söğüt ağaçlarının yanı başında. Mayıs-ekim
arasındaki avlanma yasağı nedeniyle denize çıkan yok şimdilerde.
Karasu, Karadeniz'de nesli tükenen deniz canlılarından mersin balığının
en son görüldüğü beldelerden biri. Ansiklopediler onu, 'hem denizde hem
tatlı suda yaşayan kıkırdaklı cinsindendir' diye tarif ediyor.
Cinslerine göre 30 kilogramdan 700 kilograma, 30 santimden 3-4 metreye
kadar çıkabiliyormuş büyüklüğü. Sürüler değil, üçlü beşli gruplar
halinde dolaşıp şubat-mayıs dönemlerinde yumurtalarını nehirlere
bırakırlarmış. Büyüme evrelerini denizde, üreme evrelerini tatlı suda
geçiren bu balıkların yumurtalarından elde edilen siyah havyar,
Karasu'dan İstanbul ve dünya pazarlarına satılırmış. Besin değeri çok
yüksek siyah havyar tuzlanarak cam kavanozlarda piyasaya sürülürmüş.
1930'lu yıllarda 30 ton olarak kayıtlara geçen balık üretimi 1970'li
yılların sonunda tamamen bitmiş. Bunun 5-6 tondan fazla havyar olduğunu
düşündüğünüzde Türkiye çok ciddi ve milyon dolarlık bir pazarı
kaybetmiş. Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak gibi büyük nehirler, Bartın
Çayı gibi dereler de elbette yuvası olmuş. Ancak o en çok Sakarya'yı,
Karasu'yu sevmiş.
Bugün 18 bin nüfuslu ilçenin belediye ambleminde yaşayan mersin balığı,
1970'lere kadar yüzden fazla balıkçı ailesinin geçim kaynağıymış
Karasu'da. Denizle ırmağın buluştuğu Yeni Mahalle'nin 78 yaşındaki
balıkçısı Mehmet Siyam, gençliğinin büyük kısmını mersin balıklarından
havyar üreterek geçirmiş. Şimdi İran'da, Rusya'da havyar üretenlerin
balıkları sağarak, karnını kesip sonra dikerek tekrar denize saldığını
söylüyor. Bu sözleri acı bir itiraf ekleniyor: "Biz yanlış yaptık,
altın yumurtlayan balığı kestik, yedik. O günkü balığın üçte biri olsa
Karasu yeniden imar edilirdi." Mehmet Siyam birkaç yıl önce ölen
arkadaşı Mustafa Zafrak ile Karasu'da tam bir havyar üretim üssü kurmuş
1960'larda. Yıllık 600 kilo yani yarım tondan fazla havyarı elleriyle
işlermiş. İstanbul'a yakın olduğu için havyarın pazarlamasını da
arkadaşı Zafrak yaparmış. Önce oteller talep etmiş, sonra fabrikalar
istemiş kara inciyi. Mersin balığının bir seferde milyonlarca
yumurtlayabildiğini anlatıyor Siyam. Havyar işledikleri atölye hâlâ
ayakta; elekler, kimyasallar, tuz saklama kapları, kavanozlar,
tenekeler...
Hazar Denizi ve Karadeniz çevresindeki mersin balıklarının dişilerinden
alınan yumurtalar, havyara dönüştürülerek dünya piyasalarında kilosu 5
ila 10 bin dolar arasında satılıyor. Bu havyarın gramının 5-10 dolara
satılması demek. İngiltere'nin havyar borsasındaki en gözde ürünler
İran'ın Hazar Denizi kıyılarındaki balıklardan elde ediliyor. Siyam
Usta bunu bilerek "Altın yumurtlayan balıkmış meğer, kıymetini
bilemedik balığın." diyor. İran, Rusya, Kazakistan, Romanya,
Bulgaristan havyar üretiminde öncülük eden ülkelerin başında geliyor.
Dünya pazarlarında satılan havyarların yüzde 90'ı İran ve Hazar Denizi
kaynaklı. Yıllar önce Karasu da bu merkezlerden biriymiş. Mehmet Siyam,
bugün el üstünde tutulan İran havyarının Karasu havyarı yanında kıymeti
olmadığını anlatıyor. İran'dan İstanbul'a kaçak getirilen havyarın
kilosu 25 liraya satılırken, Siyam ve Zafrak kilosunu 50 liradan
satarmış. Üç millik avlanma sahası içinde avlanan mersin balıklarının
tamamı Siyam Usta'ya getirilirmiş Karasu'da. İhaleyle mersin balığı
hakları satın alınırmış. İki arkadaş balıkçıların getirdiği her balığın
yumurtasını sağmış adeta. "O günlerde yılda 600 kilodan fazla havyar
işleyip satardık. Şimdi bunun üçte biri olsa Yeni Mahalle beldesi ihya
olur." diyor Mehmet Siyam.
İki yıldır, mersin balığını geri kazanmak ve dikkati bu konuya çekmek
için Mersin Balığı Festivali yapıldığını hatırlatan Karasu Dayanışma
Güzelleştirme Derneği Başkanı Erdal Bıçakçı, "Mersin balığı simge, amaç
Karadeniz'in nesli tükenen bütün balıklarının korunmaya alınması." diye
konuşuyor. Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ali Sezer ise başka bir
noktaya dikkat çekiyor: "Sakarya Nehri'nin en kıymetli hazinesini
dedelerimize, babalarımıza teslim etti. Ancak onlar emaneti bize ve
torunlarına bırakamadı." Beldenin bütün balıkçılarının yakaladıkları
mersin balığını serbest bıraktığı ididasını savunan Sezer, ağ ve
kasnaklarla avcılık yapan amatör balıkçıların mayıs-haziran döneminde
kalan balıklara büyük zarar verdiğini söylüyor. Sezer, mersin balığı
avcılığının Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Su Ürünleri Sirküleri ile 1380
sayılı Su Ürünleri Yasası ve Su Ürünleri Yönetmeliği'ne göre yasak
olduğunu hatırlatıyor. Yani balıklar kağıt üstünde koruma altında.
Mersin balıklarına tek bilimsel destek Türk Deniz Araştırmaları Vakfı
(TÜDAV) tarafından veriliyor. Bu destekle 1997'den itibaren mersin
balığının bütün türleri koruma altına alındı. TÜDAV Başkanı Prof. Dr.
Bayram Öztürk'ün verdiği bilgiye göre İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri
Fakültesi bünyesinde mersin balığı yavru üretim ve büyütme projeleri
hayata geçirildi. Karasu'dan Sakarya Nehri ve Karadeniz'e bugüne kadar
5 binden fazla balık atıldı. Öztürk, "Ancak asıl problem halkın ve
balıkçıların buna sahip çıkıp, gerçekten koruma altındaki türlerin
çoğalmasını sağlamasıydı. Bu yapılamadı. Artık iş balıkçılarla halka
kaldı." diyor.
Mersin balıklarının stokları son 20 yılda azaldı. Öyle ki 1000 tonlara
kadar çıkan balık üretimi son 10 yılda 10 tona kadar düştü. Şimdi yok
denecek kadar az balık nüfusunu korumak tek amaç. TÜDAV, 1997-2000
yılları arasında balıkçılara seminerler verdi. Sakarya ve Kızılırmak
başta olmak üzere birçok alanda etkinlik düzenlendi. 2000-2003 yılları
arasında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) desteği alındı.
Eğitim filmleri ve broşürlerle mersin balığı tanıtıldı. Kaçak avcılığın
önlenmesi için yapılanlara son olarak, 2004-2005 haziranında
gerçekleştirilen festivaller eklendi.
Özel havuzlarda yetiştirilerek Sakarya'ya salınan mersin balıklarının
akıbeti çok da hayırlı değil. Balığın neslini geri kazanmak için
başlayan girişimin en büyük engelleyicisi amatör balıkçılar olmuş.
Kasnak ve ağlarla hâlâ balık tutanlar var. Karasu çevresindeki amatör
balıkçıların bir kısmının balığı bile tanımaması sorunun başka bir
boyutu. Balıkçılar, yakaladıklarından mersin balığını denize
attıklarını söylüyor. Ancak yıllarını buna vermiş Mehmet Siyam, "Geçen
sene 100 kiloluk bir balık yakalandı ve el altından İstanbul'a
satıldı." diyor. Altın yumurtlayan balığın suya atılan yavrularının
büyümesi için en az 5-7 seneye ihtiyacı var. Sakarya, şimdi kaybettiği
altın yumurtlayan balığını arıyor. Bulanlar, yakalayanlar onu derhal
suya, denize atsın; duyurulur.
Not: Kaynak: Aksiyon Dergisi
Sayı: 549/ Tarih : 13-06-2005
.. 22.07.2008 Saat: 12:58 |
|
|
|
|
| |
|
|
Ortalama Puan: 5 Toplam Oy: 1

|
|
|
|
|
|